İnsanlıgın çözemedigi fenomen: ASK

aşk nedir

Aşk bir kurgudur, gerçeklikten kaçma adına!

Aşk bir insan icadıdır, tıpkı evlilik gibi… İçindeki o koca boşluğu doldurmak adına uydurduğu bir inançtır, bir fikirdir, bir masaldır, bir oyundur, bir … dır. Aşk hep duygularla harmanlanmıştır, sebebi aklı örtmektir, yarattığı yalanı gerçek kılabilmek adına. İnsanlar düşünceleri ile dünyalar kurarlar, bu kimi zaman yönetim şekli olur, kimi zaman ekonomik bir model, kimi zaman bir din, kimi zaman bir tanrı, kimi zaman da insanın, toplumun ihtiyacı olan her ne ise onu düşünce ile yaratır. Yani insan hep yarattığı veya başkaları tarafından yaratılan bir teoriye inanç besleyerek ve onun gereklerini yerine getirerek yaşar. Yarattığı şey her zaman amiyane tabir ile kağıt üzerinde yani teoride mükemmelidir. Ancak Allah’ın kutsal kitaplarda dediği gibi ve bizlerin de yaşarken gördüğümüz gibi insan kusurludur, bu nedenle her idealist düşünce, fikir, eylem, durum, din, hikaye ve her ne ise uygulamada hep tökezler. Buradaki “kusur” sonsuz olasılıklara denk düşer. Ve bu olasılıklardan hangilerinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini kestirmek imkansızdır. Çünkü seçim aşaması çok karmaşık ve komplikedir. Başka bir ifade ile hayat kurgulanamaz, idealize edilemez, ona yön verilemez. Hayat hep kestirilemeyen, tahmini mümkün olmayan bir yöne doğru akar. Çünkü sonsuz olasılıklar dünyasından bazı olasılıkları seçip “gerçek bu” diyemezsiniz. Bazı olasılıkların seçilmesi ile yapılmış din mükemmeldir, ama uygulanamaz, yönetim şekilleri mükemmeldir, ama hep hata verirler, Allah mükemmeldir, ama kul asla ona yetişemez. Aşk da bunlardan biridir, teoride mükemmel pratikte sallanmakta…

Aşk nedir, ne değildir?

insan ve yalnızlık

İnsan hep yalnızdır, değil mi?

“Aşk var mı?” gibi geyik bir soru sormak da değil derdim, ya da onu inkar etmek. Aşk vardır, ancak bilindiği şekli ile doğal değil, yapaydır, uydurulmuş, kurgulanmış bir fikirden ibarettir. Nasıl ki insanlar maddeye şekil verip aletler yapabiliyorsa, bilimsel bazı materyalleri kullanıp icatlar yapabiliyorsa, düşünce alanında da, sosyal yaşam için gerekli olan düşünme ve yaşama sistemleri icat edebilir. Her insan nasıl ki mucit değil ise ve diğer insanlar mucitin icat ettiği şeyi seri üreten fabrikalar vasıtasıyla kullanabiliyorsa, düşünce üretimi olan aşk, kültür, evlilik, din, töre vs. gibi kavramları da tıpkı bir cep telefonu örneğinde olduğu gibi kullanıyorlardır. Yani bütün bu kavramlar, olgular aslında insanın yaşamını sürdürürken kullandığı toplumsal araçlardır. Faydaları mutlaka vardır ama her aracın olduğu gibi kullanım alanı kısıtlıdır ve modası geçmiş, eskimiş, kullanım ömrü bitmiş olabilir. Bu nedenle asla hakikati barındırmazlar, onlar hiçbir zaman başaramasalar da hakikate ulaşma idealinde kurgulanmış araçlardan başka bir şey değildir.

İnsan, tanrı seni terk etti!

Peki herkesin yana yakıla yaşamak istediği, ancak dünya üzerine gelmiş onca insanın bir türlü beceremediği o dört başı mağmur insan tarafından uydurulmuş aşk teorisi, kurgusu nedir ve neye hizmet eder? Aşk, gerçeklikten kaçışı temsil etmez mi? İnsanın sorumluluklarını bir kenara bırakıp bu dünyaya ait olmayan başka bir dünya yaratmasının aracı değil midir aşk? Bir nevi tanrıcılık oynar insan. Aşk kişinin yarattığı bir dünyadır, bir fikirden ibaret olan senaryonun kurgulanmış halidir. Düşünce öbekleri ile doludur, istekler, arzular, mutluluk arayışları, ihtiras, acı, öfke, güç ve iktidar… İnsanın sahip olduğu o koca boşluğu dolduracağını ümit ettiği ne varsa onunla doludur aşk…  Yarattığı o dünyada her şey mükemmel olmalıdır ve yarattığı her şey ona tapmalı, ona tabi olmalıdır. Kontrol hep onda olmalıdır, aşık olduğu, daha doğrusu yarattığı dünya için seçtiği kişinin bile kontrolü hep onda olmalıdır. Sadakatsizliğe tahammülü yoktur, tıpkı küçük bir tanrı gibi aşık olduğu kişi ne zaman yoldan çıksa onu kafir veya günahkar ilan eder ve gereken cezayı verir.

Aşk isyandır!

volie-robot

Hayatımda seyrettiğim en güzel aşk filmi 🙂 Wall-e

Bir başka deyişle gerçeklikte, gerçek dünyada bulamadığı sevgiyi kurmaca bir oyunda hissetmektir insanın tek istediği. İşte tam bu nedenle aşk bir isyandır. Nefret ettiği, sevgiyi bulamadığı kusurlu dünyaya olan isyanıdır. Bu yüzden değil midir imkansız olan aşklar, yani bu dünyaya, onun düzenine başkaldırmış aşklar hep en yüce aşk olarak anılmaları. Tanrının onu terketmesi ile mahrum kaldığı sevginin yerine uydurma bezden bir bebek koyma çabası, küçük bir isyan dalgası, insanın içinde ona daima keder veren kocaman bir boşluk doldurma ümidi ile. Belki bu boşluk kalabalıkların içinde yalnız kalan insanın yalnızlığında kalabalıklaşmasıdır.

Kötü haber şu ki aşk, gerçekliği olmayan yalnız insanın dünyadaki bütün hazları, mutlulukları, sevgiyi ve diğer güzel şeyleri bir insanda göreceğine, onunla olan basit insani ilişkisinde hayat bulacağına inandığı bir düşünceden başka bir şey değildir. Bu koskoca bir okyanusu bir bardağın içine doldurmak gibi bir şeydir. Ya da bir akvaryumun içine…

Reklamlar

10 responses to “İnsanlıgın çözemedigi fenomen: ASK

  1. tanrı inancım olduğu için her satırına katılmıyorum ama…
    tercihler-sonsuz ihtimal-kesitirilemez son üçgeni güzeldi.

    ayrıca aşk, metabolizmadaki salgıların denge bozukluğu bir manada. serotonin ve endorfin, bilinir işte. basit gibi duruyor ama çok önemli.

    zaaf galiba biraz da. son derece depresif.
    aklı selim ilişki her zaman tutkulu bir aşktan üstündür.
    bir şekilde insanın yolu geçiyor işte sonsuz ihtimaller denizinde.
    salt mantık da olmuyor salt duygu da.

    hayat için bir tabela olsaydı şöyle yazabilirdi:
    dikkat! kaygan zemin!

  2. Aşkın kutsallaştırmasına veya aşkın önümüze bir yemek gibi sunulmasına kurgu diyebiliriz.

    Ancak kurgu olmayan şey bir şey vardır, o da aşkın kendisi. Aşk eğer insan kurgusu olsaydı, insanı değişikliğe uğratmazdı. Çünkü yalanın ta kendisi olurdu. Aşkın mabedi cinselliğin tanrısı olurdu. Oysa insan bir kadına veya erkeğe aşık olduğunda; onun söylediği sözleri, onun sesini, gülüşünü, yaptığı her şeyi bir şeyi, doğrusu onun bütününü kalbinde hissederek adeta o kişiye karşı bütün gardını düşürerek, bütün güzel duyguları aynı bir şiir gibi kafasında tekrar ederek söylüyor…

    işte bu aşk metaryalistlerin taptığı zihin ve akılda her türlü değişikliği yapıyor. Çünkü akıl ve zihni tamamiyle esir ediyor. Böyle bir olguya nasıl olup da kurgu, gerçek değil deriz…

  3. Geçenlerde yaptığım bir aşk denemesini anlatayım. Uzun zamandır aşık olduğum biri var, aynı zamanda çok yalnızım. Onu ilk gördüğümde aşık olmuştum. Acaba dedim ki, yeni birilerinle karşılaşsam yeni bayanlarla tanışsam ona aşık olduğum gibi anında aşık olabilecek miyim? Defalarca bu durumu denedim. Hiçbir zaman ondaki sıcaklığı bir başkasında hissemedim. Aşk insanın yarattığı bir kurgu olsaydı, ondan sonra önüme çıkan ilk bayana hemen aşık olmaz mıydım?

  4. Mesele inanç meselesi değil. Yaşayınca anlarsın. İnançlar daha değişiktir. İnancı bilirsin ya da inanmak için zorlanırsın. Oysa aşk aniden kapıdan çıkar. Seçim olarak karşına çıkar. Başkalarını yaratır ve sadece onu yaratır. Eğer aşk kurgu olsaydı, aşık olmak için inanmak veya kendini zorlamak başrolde olurdu.

    bu arada aşk kimya değişikliği de yapar. Hiçbir inanç bu değişikliği yaratamaz…

    hızlaca bir forumdan bulduğum yazı…
    http://www.forumacil.com/guzel-ask-yazilari-sozleri/38962-ask-beyin-kimyasini-degistiriyor.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s