Korku, Saygı İktidar, Güç İlişkisi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

Gücün kullanımı: Korku – Saygı denklemi

erdogan sinirli

Recep Tayyip Erdoğan gücünü gösteren iddialı konuşmaları ile ünlüdür

Öncelikle kavramların tanımlarını hakkıyla yapalım ve bu kavramların Başbakan Recep Tayyip Erdoğan örneğinde nasıl hayat bulduğunu görelim. Sevgi ve saygı arasında bir bağ olduğuna dair yanlış bir kanı vardır insanlar arasında. Oysa ki bu bağ korku ile saygı arasındadır. İnsan korktuğu şeye, ondan üstün olan varlığa “saygı” gösterir, saygı gösterdiği şeyi sevmek zorunda değildir. Ama sevmediği her ne ise ona saygı göstermek zorundadır. Saygı, korkan kişinin ondan güçlü olana, korktuğu varlığın azametine ve gücüne karşı gösterdiği eylemdir. Toplumdaki güç ve iktidar merkezleri, kendilerinden korkulmasını yani saygı gösterilmesini ister, onların sevilmek gibi bir derdi yoktur. Geniş kitlelerin ya da toplumdaki diğer güç odaklarının onlara tabi olmasını ister, sevmesini değil ki kolayca hükmedebilsin. Korkan kişi ya da topluluk, güç odaklarının çıkarlarına ters düşen bir hareket yaptığında, yani onlara olan saygısını yitirdiğinde korku ile harmanlanmış güç, kendini fiziki veya manevi şiddet olarak gösterir. Saygı gösteren kişi veya topluluk varlık nedeninin ortadan kalkmamasından, elindeki imkanları kaybetmekten, yaşamının sekteye uğramasından ve gücün şiddetinden korktuğundan saygı gösterir. Ona karşı içinde sevgi diye bir duygu barındırmasa da duruma göre tabi olur, tapar, oy verir, destekler, yeri gelir kraldan çok kralcı olur ve savunur o korku – güç kaynağını. Sözün ilk özü, korku ve saygı güç ile harmanlandığında ortaya kötülük çıkar, gücün saygısını artırmak, korumak ve daha fazla korku salıp daha fazla güç toplamak için.

Saygının sözünün edildiği her yerde perde arkasında pusuya yatmış bir korku mutlaka vardır. Korku ile saygının birlikteliğini Allah – kul, iktidar (krallık, padişahlık, parti vs.) – güç odakları (medya, sermaye, şirketler) – vatandaş (kul), Kadın – Erkek, anne, baba – çocuk, ordu – millet, devlet – vatandaş, büyük devletler – küçük devletler vesair alanlarda da görebilirsiniz.

İyiliğin formülü: Sevgi + Özen

ozen korumak sevgi

Sevgi içten gelen bir eylemde kendini belli eder

Sevginin bağı olan duygu-eylem ise “özen”dir. Sevdiğiniz kişiye saygı duymanıza gerek yoktur. Çünkü o sizin için bir tehdit unsuru değil, yaşam kaynağıdır. Bu yaşam kaynağını korumak, kollamak, çoğaltmak ve sürekliliğini sağlamak için “özen” gösterirsiniz. Ona saygıdan doğan yalakalık, dalkavukluk gibi sahte davranışlar göstermeniz gerekmez, içten samimi ve gerçek duygularınızla aranızda bir bağ kurarsınız. Yeri gelir bazen karşılık görme isteği bile duymadan, gönülden, hiç hatır koymadan vererek onu yaşatır, çoğaltır, beslersiniz. Tıpkı doğanın karşılık beklemeden insanlara verdiği birçok şey gibi. Sevdiğiniz şey sizin için nedeni olmayan bir yaşam kaynağıdır. Sevgi – özen ilişkisi içindeyken korkunun ve saygının soğukluğu yerine sıcaklık, içtenlik, samimiyet ve sevinç hissedersiniz. Korkunun kralları ve şatoları ile dolu bu dünyada kadın ve erkek kişinin aradığı aşk, sevgi işte böyle bir şeydir. Ancak onlar da hayattan, hayatın getireceklerinden korktukları için (ki çoğu insan yaşadığı hayattan nefret eder ama ona saygı duyar: Sevmediği bir işte çalışır, sevmediği kocasın, patronuna katlanır, zoraki olsa da yaşar) sevgilerini çoğu kes Korku Tanrısı’na kurban ederler. Çünkü hayat, tanrının bir gölgesidir ve insanoğlu kimilerine göre yaratıldığı, kimilerine göre ortaya çıktığı günden bu yana en çok korktuğu varlık Tanrı’dır. Neyse sözü uzatmayalım, hayat – tanrı – korku – saygı ve insan ilişkisi başka bir yazının konusu.

Korku krallarına posta koyan Recep Tayyip Erdoğan!

Şimdi gelelim bu anlattıklarımızı bir örnek ile süslemeye.  Başbakan Erdoğan ilk ortaya çıktığında o da bir korku – güç merkezinin figürü idi: İslam. Bu nedenle daha İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Adayı olduğu günden bu yana diğer korku-güç merkezlerinin saldırısına uğradı. Medya, ordu, sermaye, derin devlet vesaire.. Hatta bu eylemler Tayyip Erdoğan’ın hapse düşmesine neden oldu. Peki ne oldu sonra? Tayyip Erdoğan hapishaneden adeta bir güneş gibi doğdu. Bu işin sırrı neydi, yani o güneş ışını nereden alıyordu? O da korkunun en cismani şekli olan bir güce tabi oldu ve onu hapse atanlarla tek tek mücadeleye başladı.

İlk kurban medya

Önce her fırsatta karşısına engel olarak çıkan medyayı kendisine boyun eğdirdi ve kendisine saygı göstermesini sağladı. Bunu yaparken kimini TMSF ile korkuttu ve pıstırdı, korkmayan medya patronlarını elinden oyuncaklarını aldı, kimisini de ülkeden sürdürdü. Böylelikle medyada bulunan patronundan çalışanının gönlüne korku saldı.

En saygın kurum ordu, mu artık?

Sonrasında ordu ve derin ile hesaplaştı! Türkiye’nin en saygı duyulan yani en çok korkulan (korkunun kaynağında darbe yapan bir kurum olmak, idam hapis, işkence, baskı da araçları) kuruluşuna karşı savaş açtı ve kazandı. Böylelikle orduya duyulan saygıyı yani gücü korkuyu kendi bünyesine kattı. Orduyu bile alt eden sana bana neler yapmaz ki?

Ordu, medya ile paralel olarak derin devlet denilen ve korku – saygı denkleminin en belirgin özelliklerini taşıyan güç odağına da herkesin malumu Ergenekon Davası ile ağır bir darbe vurdu. Derin devleti adeta sığlaştırdı ve onun korkusunu da bünyesine kattı.

Bununla birlikte çoğu politikacının cesaret edemediği, çoğu insanın korkarak gizli kapılar ardından konuştuğu konularda açılımlar yaptı, hiçbir şeyden korkmadığını ispatlamak için gücünü göstere göstere kullandı. Onu alt etmek isteyenlere ne kadar güçlü olduğunu, korkulması ve saygı gösterilmesi gerektiğini gösterdi.

Dünyadaki en çok korkulan devlet İsrail ve Erdoğan

simon-perez-tayyip-erdoğan

Herkesin dokunmaya korktuğu İsrail’e Recep Tayyip Erdoğan dokundu

Ülke içinde bu kadar aktif olan Başbakan Erdoğan, gücünü diğer uluslara da göstermek ve bölgede saygı duyulan, çekinilen, korku salan bir güç olmak için yapması gereken şeyin ne olduğunu gayet iyi biliyordu. Eğer güç istiyorsan, insanların seni desteklemesini, onların sana tabi olmasını istiyorsan en çok korktukları şeye saldır ve onu yen. Riskli ama galip gelirsen kralsın 🙂 Ve Davos’ta, herkesin dalaşmaya korktuğu, yeri geldiğinde işbirliği yalakalık, dalkavukluk yaptığı Ortadoğu’nun şımarık çocuğu İsrail’e, abisi ABD’ye aldırmadan (belki de danışıklı dövüş ayrıntıya girmiyorum) bodoslamadan daldı. O meşhur “One Munite” diyaloğunun yaşandığı andan sonra, herkesin korktuğu güce uluslararası bir arenada posta koymanın verdiği zaferle ayrıldı Erdoğan. İsrail’e bile posta koyan bir başbakana ve Türkiye’ye hangi ülke saygı göstermez ya da hangi ülke ondan korkmaz.

one muniute olayı karikatürü

One munitue olayı ile korkulan İsrail birden korkak oldu!

İşi daha da ileri götürdü, Gazze’ye yardım gemisi bahanesiyle İsrail’in karizmasını bir kez daha çizmek istedi. Hedefine tam ulaşamasa da İsrail’in hata yapmasına neden oldu ve İsrail hiç olmadığı kadar uluslararası arenada  zor duruma düştü.

Dersim, Atatürk ve Erdoğan!

Şimdi de Dersim olayları üzerinden yapılmak istenen de önce İsmet İnönü, sonra Sabiha Gökçen üzerinden  Türkiye’nin en büyük saygı duyulan figürü olan Atatürk’ün bütün gücünün alınmak ve bünyeye katılmak istenmesidir. Atatürk, kendisinden sonra yapılan icraatlardan sonra tam bir korku, saygı ve güç  figürü olmuştur. Erdoğan, bu mücadelesinden de başarılı çıkarsa çok büyük bir güç elde etmiş olacak.

Sözün özü biberin dibi gibi acıdır!

Sözün son özü ise şudur: Başbakan Recep tayip Erdoğan’ın 10 yıllık başarısının altında yatan sır, korku – saygı – güç denklemini çok iyi kurmasından ve kitlelerin buna prim vereceğini çok iyi bilmesindedir.Bu denklem ortaya hep kibir, kötülük ve savaş çıkarır, tabi bol para da 🙂 Sevgi – özen – iyilik – barış çerçevesinde yaşamak isteyen insanlar ise arzularını korkularına kurban vermişlerdir. Biz sevgi dolu değil, saygı ile yaşamayı seçtik.

Reklamlar

6 responses to “Korku, Saygı İktidar, Güç İlişkisi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

  1. Saygı – sevgi olguları arasındaki durumu analiz etmenizi çok beğendim o konuda bende aynı sizin gibi düşünüyorum. Birde şunu farkettim sanki yazı kendi içinde bir çelişme yaşıyor dikkat edelim başbakanımızın önce medyayı alt ettiğini söylediniz daha sonra orduyu en son da dersim meselesi üzerinden büyük saygı figüranı olan Atatürk’ ü de alt edeceğini söylediniz ve başarılı olduktan sonra büyük bir güç elde edecek dediniz. Peki, napıcak bu kadar gücü. Yada hem medya gücünün hem ordu gücünün tekel de olması olağan mıdır ? Güçler ayrılığının bu durumda ne anlamı kalır ? Burada dikkat edilmesi gereken şey başbakan bir şeyleri alt ederken kendisi alevlerin içinden anka kuşu gibi doğuyor. Demem o ki bir olgu yıkılıyor bir olgu kuruluyor, siz burada sevgi faktörünü ortaya koymuşsunuz evet ancak sevginin olduğu yerde yıkım pek görülmüş bir davranış değildir. Bu tutum yeniden bir karizmatik otorite yaratıyor, nasıl Atatürk’ e büyük saygı duyulan bir figüran dediyseniz başbakanımızda o yolda ilerliyor, biraz aynı tas aynı hamam yani. Bunun dışında yazının geneli akıcı olmuş keyifle okudum elinize sağlık.

    • Merhaba
      Değer verip, zahmete girip düşüncelerini paylaştığın için teşekkürler. Matrix üçlemesinde Kahin ile Neo arasında bir diyalog geçer, Neo sorar: “Meivinciyn neden anahtarcıyı elinde tutuyor?” Kahin ceveplar: Güçlülerin tek bir isteği vardır, o da daha fazla güç!. Aslında Başbakan Erdoğan’ın da yaptığı bu. Aslında yazıda korku ve saygı kavramları ile başbakanın icraatlarının ne kadar paralel gittiğine ve bu gidişin hayra alamet olmadığını aktarmak istedim. Ki son gelişmeler de bunun bir devamı: İran, Suriye, Rusya savaşla ilgili sözler etmeye başladı. Umarım sonumuz hayrolur 🙂 Daha fazla güç isteyenlerin hayallerinin acı sonuçlarına katlanmak durumunda kalmayız.

  2. Büyük olaylar kendiliğinden veya yaradılmış varlıklardan olamaz. Yani sebep olabilirler ancak. Eğer çekeceğimiz bir çile varsa Erdoğan bir sebeptir. Mutluluk da varsa yine bir sebeptir. Ona biat etmemeliyiz.

    • bence mustafa kemale de osmanlya da ve güç delisi hiç kimse ye de biat etmemeliyiz

  3. Arkadaşlar bilinki güç böyle kullanılır ama erdogan güç kullan mayı bilseydi şehitler unutulmaz ermini idaları kanun olmaz milli güvenlik dersi kaldırırmaz
    19 mayıs etkinlik leri asimile edilmez ve bir çok konuda olmazdı . Erdogan bukadar güçcü tutuyorsa hala bizi neden sömürüyorlar başka ülkeler resmen milletimiz le dalga geçiyorlar ben recep tayyip erdogana bunu siyası karşıtlıgımdan yapmıyorum bunu bilin yoksa şu dönemimizde bnce güvenilecwek siyası liderde yoktur.VE Türkiye güçlü bir milletir erdogannın arkasındaki güç de budur işte ama sn. erdoganın bilmedigi birşey ise KONTROLSÜZ GÜÇ GÜÇ DEGİLDİR SONRA BİR YERLERDEN PATLAK VERİR VE DÖNÜŞÜ OLMAZ önceki bağsı başkanlar örnektir mesela Adnan menderes gibi İŞTE burada bnce sözün bitigi yerdir Bide israile dokunmak parmakla olmaz . Mavi marmarayı unutmayın ADAMLAR özür bile dilemediler
    Burdan onlar çok dokundugumuz belli oluyor. bn bukardar yazdım ama admin yayımlamaz bunuda bilir yorum . Yanınlarsada helal olsun tarafsızlıgını gösterir Türkiyeye böyle adamlar lagzım dır .Saygılar .

  4. Lütfen hayal alemlerinde yaşamayalım israil korsaydı şuç lu oldugu yerde özür diler di ama onun yerine kayle bile almadıki hiçbirşey yapmadı yazıklar olsun bu milleti bu durumlara getirenlere …

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s