İnsanın yaşadığı hayat, hayatın yaşadığı insan!

Hayat kırıklıkları

kırık kalpler

Hayat, kalbi bir ayna gibi kırsa da şekli değişmez

Hala sırrı çözülemeyen hayat denen mefhumun içinde debelenip duruyoruz. Çağlar geçtikçe, insanlar varolup göçtükçe, geriye yaşadıklarından anladığı tortular bırakıyor. Bu bazen bir din oluyor; geniş kitlelerin zihnini kendi kuralları ile dolduruyor, bazen bir fikir oluyor; insanları, toplumları peşinden sürüklüyor ve onları dönüştürüyor (iyi veya kötü olarak bir niteleme yok) bazen bir icat oluyor; hayatı alt üst ediyor, bazen bir kitap, film, deneyim, konuşma veya hatıra oluyor… Arkadan gelenler bunları birebir kabul edip üzerine aslında yeni olmayan, eskinin başka bir versiyonunu ekleyip yaşamaya devam ediyor. Ve bunların hepsi de hayatı en iyi kendilerinin anladığını ve ancak ona tabi olursa insan hayatı anlayacağını vaad ediyorlar. Tarih gösteriyor ki hepsi fena halde aldandılar ve hala aldanıyorlar. Hiçbir din, kitap, yönetim şekli, zihniyet, fikir, düşünce, filozof veya başka bir şey hayatı anlayamamıştır. Geçmiş bunun en iyi kanıtıdır.

Aslında her insan o meşhur fil ve üç kör hikayesinde olduğu gibi, hayatı sadece dokunduğu kadarıyla algılayabiliyor ve hayatı algıladığı şekli ile hayal dünyasında yaptığı eklemelerle, uydurarak tanımlıyor. Ve ünü herkes tarafından malum olan o klişe cümleyi kuruyor “Hayat ………….. dır.” Ama hala, inatla hayat denilen, elle tutulamayan, sadece yaşanan şeyin ne olduğunu bilmiyor. Yani fili hiçbir zaman tümüyle algılayamıyor insan. Belki de o yeti bize verilmemiştir, kim bilir? Özün sözü, insan bilmeden bu dünyaya gelip, bilmeden göçüyor. Kursağında, hayat kırıklıklarının, yaşanmak istenen ama asla yaşanamayan anların, arzuların, isteklerin, hülyaların ve yaşadıklarının derin acısı ile veda ediyor bu dünyaya…

Zihnin yarattığı cennet, var olan hayat!

yapboz küre

Zihin, deneyimlerinden elde ettiği bilgilerle bir dünya yaratır.

Günümüzde de durum pek farklı değil. Etrafıma baktığımda (ki bu etraf tıpkı sizinki gibi çok geniştir; medya, kitaplar, insanlar, politikacılar, yazarlar, gazeteciler ve her türlü insanın hayata ürettiği ürünler) birçok insan şu ikilemde kararsızlıkla ve kabullenmişlikle, tıpkı bir otobüs durağında bekler gibi kalıyor. “Yaşamak istediklerim ve yaşadıklarım” “Olması gerekenler ve olanlar” “Düşüncelerimdeki, hayallerimdeki dünya ve olan dünya”

İşte bu ayrım, bütün tatminsizliklerin, hayal kırıklıklarının, yaşanamayan anların kaynağı… Bu kaynaktan acı, kendini bildiğinden beri insanın yakasını bırakmayan keder, ona hep düşman olan ve ayağını kaydırmak isteyen hayat fışkırıyor. Düşünce, fikir, bilgi, arzu, istek vasıtasıyla insan “olması gereken bir dünya” hayali, düşüncesi yaratıyor. Haliyle var olan dünya ile olması gereken dünya hep çatışıyor. Yaşadığı hayattan, haliyle kendinden nefret ediyor ve hep o uzaktaki cenneti hayal ediyor.

O gidemediğimiz uzaktaki köy: Cennet

cennet vaadi

Cennet insan için hep uzaklarda olmuştur. Ama bir gün oraya varacağını hep ümit etmiştir.

Bu cenneti romanlarda, filmlerde, dizilerde, haberlerde, belgesellerde, icatlarda, yeni fikir akımlarında, dinlerde, satılan her ürün ve hizmette (ki reklam sektörü bir sanal cennet yaratma sektörüdür ve erbaplarına yaratıcı derler) vesair insanın yarattıklarında, ürettiiklerinde  bulabilirsiniz. İnsanın hoşuna giden her şeyde mutlaka bir cennet hayali, vaadi, ruhu vardır. Yani insan hep cennette yaşamak ister ama kovulduğu dünyaya mahkumdur. Yetenekleri, algıları sınırlıdır. Yani kendi kutusunda yaşar.

Sanırım burası yazının “Ne yapmalı?” kısmı 🙂 Dikkat edin, okuduklarınız da, izledikleriniz de,  karşılaştığınız biçok şeyde bu kısım hep asla var olmayan ve var olmayacak cennet vaadinin verildiği yerdir. Ne mi yapmalı? Siz olsanız, adı dünya olan bir hapishanede yaşamak zorunluluğu olan “insan” denen mahkuma ne yapmasını önerirdiniz?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s